4 Aralık 2011 Pazar

5. Transatlantik

Şehrin dar sokaklarında yürüdüm bir süre. Üzerimi örten yaprakları hatırladım. Ölmüş olabileceğimi anımsadım. Adem de kendini çıplak hissetmiş midir benim gibi? Sırası değildi düşünmenin.

Ne kadar vaktim olduğunu bilmiyordum.bir yerlere saklanabilir, kaçabilir yada hayatım boyunca tatmadığım çılgınlıkları vaktim yettiğince tadabilirdim.Karar vermek hiç böyle zor olmamıştı.hayatına yön vermek değildi bu, ölümüne karar vermekti.deniz hep ilham verir ya hani, acaba buradaki insanların ilham kaynağı bir deniz varmıydı civarda.belki bir göl yada nehir.havadaki nem, yakınlarda en azından bir su birikintisi olduğuna işaretti.yokuş aşağı yürüdüm.yuvarlandım.koştum.yokuşlar yüksekliğince rakım sıfıra ulaşmıştı nihayet.ilham birikintisi tam karşımdaydı.sandığımdan da büyüktü.ucu bucağı gözükmeyen bir okyanus.Pasifik kadar tuzlu Atlantik kadar soğuk.Koca bir transatlantik limana demir atmış, heybetini bütün şehre sergiliyor.Fakir kentin zengin limanında, garip Titanik burukluğu var.
Acaba atlasam gemiye bilet sorarlar mı bana?ucuza bilet bulabilir miyim yada? neden ucuz olmalıysa...zengindim ben.hala öyle miyim acaba?satabileceğim bir inci kolye yada değer vermediğim bir yüzük olsaydı keşke üzerimde.
Denize biraz daha yakın olmak istedim.kıyıya ilerledim.eğilip suya dokunmak istedim ama su üzerinde durduğum platformun çok aşağısındaydı.yetişemedim.suya yansımıştı suretim.yorgun görünüyordum.değildim halbuki.
doğduğum şehirdekilere benzer tahta oturaklı banklar sıralanmıştı kıyı boyunca.oturup çekirdek çitler yada öylece bakardık denize.çay içerdik hava soğuksa.oturup bir süre denizi izledim.yorgun görünüşüme dinginlik katacağına inandım.dalgalara kulak verdim.bütün sesler kayboldu sanki.şehir boşalsa böyle baş başa kalamazdım dalgalarla.Sonra bir kadın çıkageldi.Esmer iri dalgalı saçları, iri gözleri ve göğüsleri, yerleri süpüren elbisesi, çıplak ayaklarıyla, intihar provası yapan, sakin bir kadındı.oturduğum banka yanaştı.gemiye binmek isteyip istemeyeceğimi sordu.bu şehirde kalmak için sebebim olmadığını söyledim.sıcak bir gülümsemeyle elindeki bileti uzattı bana."hala kalmak için bir sebep bulamamış olursan 1 saat sonra gemi demir alacak" dedi.
Sanki okyanusa aitmiş gibi usulca dibe batışını izledim Emma'nın.Saçlarının suda dağılışını, hava baloncuklarının seyrekleşerek kayboluşunu izledim.nereye gittiğini görmek için eğilip suya baktığımda karşılaştığım yine kendi suretimdi.hala yorgun görünüyordu ama bunu dert edemezdim çünkü yakalamam gereken bir gemi vardı.Ve ben o gemide, biletiyle yolculuk yaptığım kadın Emma olarak anılacaktım.




5 yorum:

hande dedi ki...

yeea çok kıskanıyorum he!

elif dedi ki...

aslında bu yazı yazma aşamasında.ortadaki bölüm yazmama engel olan iç sesim.
karakterleri birleştirmeye başlamıştım bir süredir.bu parçada yazar Emmayla karşılaşacak yada tanışacak bir şekilde hayatları kesişecek.ama henüz bitiremedim.yinede bloga koydum.benim yazamama prosesimi gösteriyor:D

hande dedi ki...

ahaha yesinler seni yaa çok tatlısın:))) hertürlü okuyorum ben diğer hayranlarını bilemicem ama..))
Bu birleştirme işi çok hoş oldu bence.devam devam!

elif dedi ki...

eskiden birlikte de yazıyorduk:) yarım saatte bir cümle kuruyorduk.bir de nota kağıdına yazmıştık haplo'nun bir kısmını:) onlar sende mi hala? yoksa bende mi? sanırım sende

hande dedi ki...

bilmiyorum ki istanbulda bende heralde. ama sendede olabilir. o deri dosyanın içinde onu biliyorum:))
bu aradaaa kartın geldi!!

Yorum Gönder