Bu şehrin bacalarından çıkan duman, aklımı daha da bulandırıyordu. Düşüncelerim, ta en başından beri sağlıklı bir yol bulmadı. Karışık duygularım, içinde bulunduğum tuhaf durumu kendime açıklamak üzere giriştiğim sebep arayışlarıma bir türlü müsaade etmedi. İnce hesaplarla planlanmış hayat benim için kusursuz bir yazılım imkansızından öteye geçmese de, büsbütün belirsizlik ve en önemlisi de gayesizlik, sonu çılgınlığa varan bir felakete dönüşecek. Biliyorum. Diğer ihtimal ise, 'hiç'. Ne bir yere ulaşmak, ne bir yerden yola çıkmak.
Yola çıkmak fikri, bir çok kez yoğun iş temposu bahanesiyle ertelediğim bir şeydi. Yollara dair ilginç fikirlerim var. Mesela varılacak yer, gitmek istenilen yer değilse, yol bir araçtan çok, basbayağı bir varış noktası olabilir. Belki bu sefer yolum, dilsiz bir çobanın koyun sürüsüyle kesişir.
Pervaza konmuş, kanatlarından biri yeşile biri beyaza boyanmış bir kuş gördüm. Annem özellikle göç mevsimlerinde kuş gözlemi yapardı. Fakat bu kuş annemin kuşe kağıtlı kitaplarında resimlerini gördüğüm kuşlara benzemiyordu. O zaman anladım yola çıkmam gerektiğini. Aidiyet duymadığım bir yerde, kalıcı olmak istemem. Kuş cinslerini bile tanımadığım bir yere nasıl ait olabilirim?
22 Haziran 2012 Cuma
13 Haziran 2012 Çarşamba
19- Sonunda iç sesim bana acıdı
Otel odasında sahipsizliğimin ev sahipliği yaptığı yerdeydim ki ben hep kendim olmakla övünmüş biriydim. "canımı yolda mı buldum?" diye soran kişinin küstahlığıydı bendeki. Ne o canını kendi emeğiyle edinmişti ne ben kendim olma vasfına üstüm çabalarım neticesinde ulaşmıştım. Kim olduğumu bir hatırlasam, giderdim evime. Evim çok uzakta gibi. Bir ülkenin, bir şehrin, bir köyün içinde. bahçe içinde yada apartman tepesinde. yemek saati geldi. Bizimkiler yemeğe beklemiş midir beni?
Restorana indim. Yolculuğun başlangıcındaki iştahım kalmamıştı. Ne zaman gideceğini bilmediğin zamanlarda uzun sürecek bir işe başlamak istemezsin ya hani... yemeğe başlamak istemedim. Garson sipariş için geldiğinde günün çorbasını istedim. Pancar çorbası, bir parça zeytinli ekmek, çok az salata. bir kaç yudum su. hepsi bu kadardı. Victor'u düşündüm. yerimde olmak isterdi herhalde. Gün içinde yaşadıklarımı gözden geçirdim. Bir günlük tutmaya niyetlendim. Eğer ömrüm bitmeyecekse şuracıkta, yaşadıklarım başkalarının ilgisini çekebilirdi. Ama yazmak istemedim. Yine aynı sebepten. Ne zaman gideceğimi bilmediğim zamanlarda uzun sürecek bir işe başlamak istemeyişimden.
Restorana indim. Yolculuğun başlangıcındaki iştahım kalmamıştı. Ne zaman gideceğini bilmediğin zamanlarda uzun sürecek bir işe başlamak istemezsin ya hani... yemeğe başlamak istemedim. Garson sipariş için geldiğinde günün çorbasını istedim. Pancar çorbası, bir parça zeytinli ekmek, çok az salata. bir kaç yudum su. hepsi bu kadardı. Victor'u düşündüm. yerimde olmak isterdi herhalde. Gün içinde yaşadıklarımı gözden geçirdim. Bir günlük tutmaya niyetlendim. Eğer ömrüm bitmeyecekse şuracıkta, yaşadıklarım başkalarının ilgisini çekebilirdi. Ama yazmak istemedim. Yine aynı sebepten. Ne zaman gideceğimi bilmediğim zamanlarda uzun sürecek bir işe başlamak istemeyişimden.
4 Haziran 2012 Pazartesi
18- İşçiler ve Kupakızı
Aniden yanındaki boş koltuğun arkasından destek alıp sert bir şekilde arkaya döndü. "ne üretildiğini..." "merak ediyordunuz değil mı? Peki size de bazen tek tip giyinen, aynı kelimelerle konuşan bu sokakta gördüğümüz insanların çoğu birer fabrika ürünü gibi gözükmüyor mü? İste buradasınız bayan. "
Babam "Huxley'nin kurduğu yeni dünya bizim yüzyılımıza vurmuş bir piyangodur" derdi. Benim turistik gezimin piyangosu kesinlikle bu tuhaf taksiciydi.
Fabrikanın önündeki büyük Demir kapıların önünde güvenliğin bizi içeri almasını bekliyorduk. Bu sırada içeriden çıkmakta olan küçük bir grup gördüm. Şaşkın gözüküyorlardı. İçlerinden biri diğerlerinegöre daha çok konuşuyor ve öfkeli görünüyordu. "onca yolu üretim hattını bile göremeden kapı dışarı edilmek için mı geldik. Her ne sorunları varsa var. Koskoca fabrika. Bizi mi sığdıramadılar içeri. " diye söyleniyordu.
Biz arabanın içinde beklerken güvenlik görevlisi bize doğru yaklaştı. Şoför camını araladı. Kimliğini uzattı. Sık sık müşterilerini getirdiğinden olsa gerek, prosedürleri iyi biliyordu. Ama güvenlik görevlisi şoförün kimliğini almadı. Açık cama doğru edilerek, üzgün olduğunu ama bugün ziyaretçi kabul edemeyeceklerini söyledi. Taksici iceri girmek icin ısrar etmedi. "Anlamıştım zaten bir aksilik olduğunu. Haberi duyunca ben de çok şaşırdım " dedi güvenlik görevlisine. Sonra beni Otel'ime bırakmak üzere yola geri donduk.
Sanssiz bir gun" dedi taksici. Hakliydi. Fabrikaya girememistik. Ama otele kadar epey yolumuz vardi ve trafik de giderek yogunlasiyordu. Bu durum taksiciyi istahlandirmisti. Sonra anlatmaya basladi. Ben de hayal ettim.
Uzun koridorlar, adim attıkça ışıklanan uzay çağı teknolojisiyle aydınlanıyor.
Üretim hattina gelmeden önce bir dizi kontrol
Pek steril bir ortam olmasa da herkes beyaz onluk giyiyor
İlerledikce Buram buram smirnoff kokusu duyulur
Ancak kokuya aliskin Olanlar uretimi gorebilecek kadar sanslidir
Cunku digerleri bu agir koku altinda ezilir ve geri donmek zorunda kalir Demian -bu yolculukta bana eslik eden anlaticimiz ayni zamanda yukarida bahsettigim taksici, defalarca gormus uretim alanini. Anlattigina gore en son teknolojiyle calisan agir demir kapilar aralandiktan sonra bir sure gorme kaybi yasatacak duzeyde isik gozbebegine hucum eder. Sonra gormemizi engelleyen siyah noktalar cekilir gozumuzun onunden. Devasa bir huniyle karsilasiriz. Huni yerden 2 - 2.5 metre kadar yukaridadir.ceperlerinde huninin agiz kismina cikmayi saglayan 3 adet merdiven uzanmaktadir. Merdivenin 2sinin uzerinde 2 adet isci, biri huninin icindeki kimyasallari karistirmakla gorevli oteki ise isi ayarini olmasi gereken duzeyde muhafaza etmektedir. Bu iki kisi ayni zamanda demian'la ayni mahallede oturan Silvan ve Charles isimli iscilerdir. Bazi geceler yorgunluklarini atmak icin iskambil oynar, sonra sıkılır sonra dördüncüyü arar sonra vazgecer ve sabah gorusmek uzere tek odali evlerine donerler.
Belki de wendy huni icinde gecirdigi kuluc suresini bitirip hattin sonundan cikmaya hazirlanirken isi ayari aniden charles'in kontrolunden cikmis olmasa wendy bu denli hassas bir kiz olmak yerine hamurunun tasarlandigi uzere cok sevilen siradan biri olurdu.
Babam "Huxley'nin kurduğu yeni dünya bizim yüzyılımıza vurmuş bir piyangodur" derdi. Benim turistik gezimin piyangosu kesinlikle bu tuhaf taksiciydi.
Fabrikanın önündeki büyük Demir kapıların önünde güvenliğin bizi içeri almasını bekliyorduk. Bu sırada içeriden çıkmakta olan küçük bir grup gördüm. Şaşkın gözüküyorlardı. İçlerinden biri diğerlerinegöre daha çok konuşuyor ve öfkeli görünüyordu. "onca yolu üretim hattını bile göremeden kapı dışarı edilmek için mı geldik. Her ne sorunları varsa var. Koskoca fabrika. Bizi mi sığdıramadılar içeri. " diye söyleniyordu.
Biz arabanın içinde beklerken güvenlik görevlisi bize doğru yaklaştı. Şoför camını araladı. Kimliğini uzattı. Sık sık müşterilerini getirdiğinden olsa gerek, prosedürleri iyi biliyordu. Ama güvenlik görevlisi şoförün kimliğini almadı. Açık cama doğru edilerek, üzgün olduğunu ama bugün ziyaretçi kabul edemeyeceklerini söyledi. Taksici iceri girmek icin ısrar etmedi. "Anlamıştım zaten bir aksilik olduğunu. Haberi duyunca ben de çok şaşırdım " dedi güvenlik görevlisine. Sonra beni Otel'ime bırakmak üzere yola geri donduk.
Sanssiz bir gun" dedi taksici. Hakliydi. Fabrikaya girememistik. Ama otele kadar epey yolumuz vardi ve trafik de giderek yogunlasiyordu. Bu durum taksiciyi istahlandirmisti. Sonra anlatmaya basladi. Ben de hayal ettim.
Uzun koridorlar, adim attıkça ışıklanan uzay çağı teknolojisiyle aydınlanıyor.
Üretim hattina gelmeden önce bir dizi kontrol
Pek steril bir ortam olmasa da herkes beyaz onluk giyiyor
İlerledikce Buram buram smirnoff kokusu duyulur
Ancak kokuya aliskin Olanlar uretimi gorebilecek kadar sanslidir
Cunku digerleri bu agir koku altinda ezilir ve geri donmek zorunda kalir Demian -bu yolculukta bana eslik eden anlaticimiz ayni zamanda yukarida bahsettigim taksici, defalarca gormus uretim alanini. Anlattigina gore en son teknolojiyle calisan agir demir kapilar aralandiktan sonra bir sure gorme kaybi yasatacak duzeyde isik gozbebegine hucum eder. Sonra gormemizi engelleyen siyah noktalar cekilir gozumuzun onunden. Devasa bir huniyle karsilasiriz. Huni yerden 2 - 2.5 metre kadar yukaridadir.ceperlerinde huninin agiz kismina cikmayi saglayan 3 adet merdiven uzanmaktadir. Merdivenin 2sinin uzerinde 2 adet isci, biri huninin icindeki kimyasallari karistirmakla gorevli oteki ise isi ayarini olmasi gereken duzeyde muhafaza etmektedir. Bu iki kisi ayni zamanda demian'la ayni mahallede oturan Silvan ve Charles
Belki de wendy huni icinde gecirdigi kuluc suresini bitirip hattin sonundan cikmaya hazirlanirken isi ayari aniden charles'in kontrolunden cikmis olmasa wendy bu denli hassas bir kiz olmak yerine hamurunun tasarlandigi uzere cok sevilen siradan biri olurdu.