22 Haziran 2012 Cuma

20- 'Oynun' kurallarını keşfe yolculuk

Bu şehrin bacalarından çıkan duman, aklımı daha da bulandırıyordu. Düşüncelerim, ta en başından beri sağlıklı bir yol bulmadı. Karışık duygularım, içinde bulunduğum tuhaf durumu kendime açıklamak üzere giriştiğim sebep arayışlarıma bir türlü müsaade etmedi. İnce hesaplarla planlanmış hayat benim için kusursuz bir yazılım imkansızından öteye geçmese de, büsbütün belirsizlik ve en önemlisi de gayesizlik, sonu çılgınlığa varan bir felakete dönüşecek. Biliyorum. Diğer ihtimal ise, 'hiç'. Ne bir yere ulaşmak, ne bir yerden yola çıkmak.
Yola çıkmak fikri, bir çok kez yoğun iş temposu bahanesiyle ertelediğim bir şeydi. Yollara dair ilginç fikirlerim var. Mesela varılacak yer, gitmek istenilen yer değilse, yol bir araçtan çok, basbayağı bir varış noktası olabilir. Belki bu sefer yolum, dilsiz bir çobanın koyun sürüsüyle kesişir.
Pervaza konmuş, kanatlarından biri yeşile biri beyaza boyanmış bir kuş gördüm. Annem özellikle göç mevsimlerinde kuş gözlemi yapardı. Fakat bu kuş annemin kuşe kağıtlı kitaplarında resimlerini gördüğüm kuşlara benzemiyordu. O zaman anladım yola çıkmam gerektiğini. Aidiyet duymadığım bir yerde, kalıcı olmak istemem. Kuş cinslerini bile tanımadığım bir yere nasıl ait olabilirim?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder