Zeldanın ahengi uzun bir süre geminin çeperlerinde yankılandıktan sonra yolculardan gelen beğenileri kabul ettim. Yemeğim soğumuştu. Bu durumdan memnun değildim. Piano çalabildiğime sevinecekken yemeğimin soğuduğuna üzülüyor olmam, gerçekten ölmekte olduğumun işareti olmalı.
Hayalet gemide çekilen bir sinema filminin baş rol oyuncusu olabilirdim. Bir tüccarın kızı yada bir dükün karısı.
Güverteye çıktım. Temiz hava bir çok çıkmazın arka kapısıdır derler. Haklı olmalılar.
Merak ediyorsanız şunu belirtmeliyim ki, gemimizin güvertesi romantik filmlerin aksine son derece rüzgarlı ve gecenin geç bir vaktinde içeriye tercih etmeyeceğiniz türdendi. Bu yüzden vücudunun yarısını korkuluklardan aşağı sarkıtan Ursula hemen gözüme çarpmıştı. Bir süre ona bakmadan denizi izledim. Göz göze gelirsem sohbet etmem gerekebilirdi. Ama başkalarının çıkmazlarını dinlemeye değer bulmuyordum. Kafamı kurcalayan yeterince problem vardı zaten. Mesela midem, bu gemiye binmeden önce de bulanıyor muydu?
Bir kaç kez Ursulanın bakışlarını üzerimde yakaladım. Sonrasında dayanamayıp yanına gittim. Bu arada insanlara göründüğüme dair duyduğum şüphe hayli azalmıştı. Basbayağı beni görüyorlardı işte. Belki benim belki de Emmanın suretiyle. Ölüp Emmanın bedenine girmiş olmam da imkansızdı. Emma gözlerimin önünde denize gömülmüştü. Zaten reenkarnasyon bana hep saçma gelmiştir.
Ursulayla tanışıp bir kaç saat sohbet ettik. Bana pişmanlıklarından, pişmanlıklarının sonucu aklına yer eden Kronk'tan ve gemide tanıştığı adam Philip'in anlattıklarından söz etti. Philip'le tanışalı 2 gün olmuştu. Belli ki hala Philip'le yaptıkları konuşmanın etkisindeydi. Yarın 3. gün diye ekledi. O an anlam verememiştim 3. gün oluşundaki ehemmiyete.
Benim Philip'le bizzat tanışmam daha sonraları oldu. Ursulayı neden böylesine etkilediğini bilmiyorum ama bendeki etkisi tamamen farklı ve sanırım bir o kadar da faydalı oldu. Onunla tanıştıktan sonra yaşadıklarımın tuhaflığında sebepler aramaktan vazgeçtim. Sebepler her ne ise benim sonuçları değiştirmeme olanak tanımayacaktı nasılsa. Ya da böylesine inanmak işime geldi.
Benim Philip'le bizzat tanışmam daha sonraları oldu. Ursulayı neden böylesine etkilediğini bilmiyorum ama bendeki etkisi tamamen farklı ve sanırım bir o kadar da faydalı oldu. Onunla tanıştıktan sonra yaşadıklarımın tuhaflığında sebepler aramaktan vazgeçtim. Sebepler her ne ise benim sonuçları değiştirmeme olanak tanımayacaktı nasılsa. Ya da böylesine inanmak işime geldi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder