30 Ekim 2011 Pazar
Kahve Tortusu
parlak yüzlü kaşıkta gördüm yüzümün yansımasını.metal kokulu gecelerden biriydi.uyaklı cümlelerimden vazgeçmeye karar vermiştim ki, uyku bastırdı ve başım döndü, yığıldım aniden.halı yumuşaktı.tüyleri burnuma kaçtı.hapşırdım.korktum ölmekten.saniyelik kalp duruşlarını anlatan efsaneyi hatırladım.ölüm çöktü üzerime.yaşadığımı hatırlamak için kaşığı kahvemin kremasına daldırdım.haddinden fazla tatlı krema kaydı kaşığın üzerinden.tarçın koktu kar taneleri.ve beni içine çekti kahve.süzüldüm bardaktan içeri.uzun bir yolculuktu.kaygan porselende süzüldü çelimsiz bedenim.sinek vızıltısıydı sanırım duyduğum.kulağımda vızıldayan bir müzikti yada.ama eminim vızıltıydı.her neyse, hiç olmadığım kadar hafiftim yine de.sonsuzluk gibiydi.hiç bitmeyecek gibi.parlak kaşığın ışıltısını gördüm tepemde.hala dumanı tütüyormuydu acaba kahvenin.oldukça sıcaktı içerisi.ama uyku sıcaklığından fazlası değildi.elimi uzatsam yukarı, geri çıkabilirmiydim acaba.deneme vakti değildi henüz.tadını çıkarmak istedim uzun uzun.düştüm ve düştüm ta ki dipteki tortuya ulaşıncaya dek.kumsalda ayaklarını suya sokmak gibiydi aşağısı.hem ıslak hem tortulu. parmak aralarımda dolaştı kahve tortusu. gıdıkladı ve çekildi.gelgit gibi kararsız kahve tortusu, bir oraya bir buraya savruldu.sonra yukarı doğru yol aldılar.hızla çırpınmaya koyuldular.giderek soğudu içerisi.belli ki savrulan tortular yaklaşan hortumun habercisiydi.gitme vakti dedim kendi kendime.yukarı kaldırdım başımı.yola koyulmaktı istediğim.ama önce şaşkınlığımı dile getirmeliyim.kaşığın parlak yüzü, yerinde duramayan bir güneş gibi çepeçevre dolaşıyordu bardağın çeperlerinde.çarpıyordu bazen.hoş bir tını çalınıyordu kulağıma.ama uzuyordu titreşimler.sonsuzluk gibiydi.bitmek bilmedi bir süre.sonra duruldu fırtına.güneş çekildi yavaştan.peki ya kimdi beni önce dibe salan ve sonra umursamadan karıştıran.ben kahvenin tortusunda geziniyorsam, ben değilim kaşığı tutan.kimdi öyleyse güneşimi yerinden oynatan.gidip hesabını sormalıydım.son bir kez yüzemeden kahvenin en koyu sularında, kulaçlarımı savurdum yukarı.gidişimden kısa sürmüştü dönüşüm.öyle acele etmeme rağmen, döndüğümde yalnızca kendimi buldum.öylece dalmış, kahvemi karıştırıyordum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder