22 Kasım 2011 Salı

3. Başkalarının eşyaları

Silahın patlaması kulağımdan henüz silinmemişti. Sanki makinist her gün böyle bir durumla karşılaşıyordu.niçin durdurmadı treni.belki de duymamıştı.hatta sağırdı.çünkü makinistlerin görmesi yeterli, duyması gerekmezdi.trende "son durak" anonsu yapıldı.oldukça kısa bir hat, belki de küçücük bir kasabaydı burası.indiğim yer banliyö istasyonundan çok garı andırıyordu.birbiriyle ilgilenmeksizin ufukta kesişen rayları izleyen, sıra sıra dizilmiş insanlarla doluydu.küçük bir kasaba için kıyamet dolusu insan vardı istasyonda.kalabalıklardan hoşlanmam.uzaklaşmak istedim.ne kadar vaktim olduğunu bilmediğimden hızlı hareket etmeye gayret ediyordum.
istasyondan çıkacakken bir valiz ilişti gözüme.belli ki kimsesiz ve kaybolmuştu.belki unutulmuş belki de işe yaramaz olduğundan bilerek terkedilmişti. şüpheli ihbarı yapılamayacak kadar masum görünen bu valiz, üzerine işlenmiş isimden anlaşılacağı üzere Patrick adlı birine aitti. üzerine isim işlenmesinin sebebi kaybolunca bulunmasını kolaylaştırmak değildi kesinlikle.öyle olsa soyadı ve adres de bulunmalıydı. tek sebep sökülmüş dikişi yeniden dikerken, anlık bir yaratıcılık esintisinin sahibini esir almış olmasıydı. Bu valizi neden bu kadar inceledim bilmiyorum.onu sevmiş olmalıyım.bazen bazı eşyaları bazı insanlardan çok sevdiğim oluyor.onu böylesine sevdiğime göre haketmiş sayılır mıyım.Patrick onu benden çok sevmemiş ki bırakıp gitmiş.Hem Patrick de kim oluyor, tabii gerçek adı buysa.Hem hiç eşyam yok yanımda, yiyeceğim ve param da.Hem Tanrı beni gözetiyor ve bu fırsatı önüme sunuyor olabilir.
Yine de o valizi orada bıraktım.Ne kadar vaktim olduğunu, hayatta mı yoksa ölümü olduğumu bilmiyordum.varlığından şüphelensem de varlık ihtimalini ihmal edemeyeceğim cenneti kaybetme korkusuyla valize elimi bile sürmedim.çocukluğumda bana öğrettiklerine göre, başkasının malı başkasınındı, terkedilmiş dahi olsa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder