ağır ağır yaklaşmakta olan lokomotif sesini duydum.burası eski bir yerleşim yeri olmalıydı.tren sesine bakılırsa, raylar da vagonlar gibi uzun yıllar öncesinin imalatıydı.biraz şehri dolaşmak fena fikir değildi.hava alır geri dönerim diye düşündüm.trene yetişmek için koşar adım yürüdüm.tam durağa vardığımda tren kapılarını açtı.param olup olmadığını bilmiyordum.bindikten sonra ceplerimi yokladım.pantolonumun arka cebinde toplu taşıma araçlarında kullanılan şu hızlı geçiş kartlarından birini buldum.üstelik bakiyesi hayli fazlaydı.bu acıkana kadar gezebileceğim anlamına geliyordu.sahi ölüler de acıkır mı?
Zenci bir kadındı makinist.ben binerken bana bakıp gülümsedi.bende gülümseyerek karşılık verdim.ama tek kelime etmedim.hangi dilde konuşmam gerektiğini, o dili bilip bilmediğimi bile bilmiyordum.vagonun arkasına doğru ilerledim.vakit gündüz olduğundan yada şehrin popülasyonundan, trenin mavi koltuklarında oturacak boş yerler vardı.gözüme kestirdiğim bir tanesine doğru ilerledim.Yanına oturduğum Adam camdan dışarıyı izliyordu.İşe geç kalmış gibi endişeli bir yüz ifadesi vardı.arasıra bacağını sallıyordu sanki trenin hızlanmasına yardımı olacakmış gibi.henüz iki durak ilerlemiştik ki ilginç bir adam bindi trene.aslında ilginç olan adam değil de güç bela trene iteklediği pianoydu. pianonun altına 4 tane tekerlek ekleyip, taşınabilir hale getirmişti.bol bol sokak sanatçısının olduğu bir şehirde olduğumu hissettim ve böyle bir yerde uyandığım için şükrettim.adam trende kendine uygun bir yer buldu ki burası tam olarak benim en fazla 2 adım uzağımdaydı.sonra müziğini çalmaya başladı.daha önce duymadığım bir parçaydı.ama şarkı bittiğinde adını mutlaka soracaktım.ne yazık ki şarkı bittiğinde sormaya fırsat bulamadım.
1 yorum:
Bence iyiki denemişsin böyle birşeyi. başkalarını bilmem ama bence çok iyi oldu. sürekli bana okuyacak birşeyler verdiğin içinde ayrıca teşekkür etmeliyim aynı performansı senin için gösteremediğim için üzülüyorum ciddi anlamda. tschüss!
Yorum Gönder