107 nolu kasvetli otel odası, güzel bir yatak, başucunda komodin, ahşap gömme dolap, güzel örtülerle döşenmişti. Sıradandı ve belki de bu yüzden diğer her otel odası gibi kasvetliydi. Evet, otelleri tanımlayan en iyi kelime bu bence. Üzerine samanyolundaki yıldızlar adedince de yıldızlar dökseler, dünyanın tek ikiyüz milyar yıldızlı oteli dahi olsa, kasvetliden öteye geçemeyecektir. Yüzme havuzlarında kaybolmuşların kimsesizler yurdu da denebilirdi.
Perdeleri açtım. yatağın ayak ucuna oturup karşımdaki aynaya boş boş baktım. Adet olduğu üzere ortalığı karıştırdım. Çekmeceler boş olurdu genelde. fakat bu sefer ilginç bir şey buldum. Bir çeşit günlük. İtalik el yazısıyla yazılmış kısa notlar vardı içinde. İlk sayfasına el yazısıyla Tracy yazılmıştı. Başkalarının günlüğünü okumak adetim değildir. Eğer bu otele girdiğimde resepsiyonda gösterdiğim kimliğimin üzerinde Tracy yazdığını görmeseydim bir sayfa bile çevirmeden yerine bırakırdım.
Tracy'nin günlüğünde okuduklarım aklımı bulandırmıştı. Düşünmemeye çalışıyordum. Neden bir başkası olmam gerekiyor ve ölmekte olan herkes mi bunları yaşıyor? Allah'ın kullarına şükretmeleri için tanıdığı kısa bir süreç de olabilir. Belki de kendi tercihlerimizi yapma iradesini bize verdiği için Ona şükretmem gerektiğini anlamamı istiyor. İşte o an sadece lafta değil, gerçekten şükrettiğimi anladım. Belki de yalnızca zihnimin bana oynadığı bir oyundu.
Karışık duygular içinde uzandım yatağa. Gözlerimin altında uykusuzluğun mor halkaları vardı. Ama uyumaktan çekiniyordum. Sadece uyanamamaktan korktuğum için değil, rüyalarımın Kirk'ün rüyaları gibi sonsuz olmasından da endişeleniyordum. Bu yüzden lobiye inmeye karar verdim. Belki 106 nolu odanın sakiniyle tanışır ve odaları değiştirmek için onu ikna edebilirdim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder