11 Nisan 2012 Çarşamba

13- Kül tablası etrafında muhabbet

Orta Yasi geceli en az 20 yil olmuş bir bey ile karşılaştım lobide. Lobide beklemekte olan ikimiz dısında bir çift hintli turist de vardı. Sahi Buda'nin öğütlerinden biri mı dunyayı fıldır fıldır gezmek? Abartmıyorum, her yerdeler! Olsun ama, bir itirazım yok. Renk katıyorlar gittikleri yere.
Çiftleri rahatsız etmekten hoşlanmadığım için öteki adama yakın olan koltuğa oturdum. Aklımdan gecen biraz laflayıp vakit geçirmekti. Sonradan adının Louis olduğunu öğrendiğim bu bey, son derece nazik bir o kadar da çenesi düşük bir mizaca sahipti. Baslarda Hollywood senaryolarını aratmayacak hayat hikayesi dikkatimi çekti. Ne zaman ki anlattıkları inandırıcılığını yitirdi, iste o zaman çekilmez bir hal aldi. Tam 3 saatimi harcadim yaninda! Belki tam 3 değil, iki saatten biraz fazla...yine de yaşarken tanımadığım bir kisiye asla harcamayacağım kadar uzun bir süreydi. Yaşarken... Şimdi ne kadar anlamlı. Oysa bir yerde okuduğumu hatırlıyorum. Tüm insanlara birer saat ayıracak kadar genis bir zaman dilimidir ömür. Yasamak yerine uyuruz, hastalıklı varlıklar gibi.
Louis yaşamından kesitler paylasirken ben bunu nerede okuduğumu düşünüyordum. Belki de okumamış, bir yerde duymuştum. Çok tuhaf değil mı beynimizin böyle yüksek kapasiteye sahip olmasına rağmen aklımızda tuttuğumuz onca seyin bilgi kaynağını kaydetmiyor oluşu? Bilgi kaynağı bir önem taşımıyor, tamamen siliniyor belleğimden. Öyleyse beynim ispatı imkansız bilgiler birikintisi! Tam bir bilinçaltı israfi.
Yaşlılara karsı terbiyeli bir birey olarak yetiştirildiğimi söylesem yanlış olmaz. Bu yüzden Louis susmadan asla onu terketmezdim. Yaşlılara karsı vicdanım normalden biraz fazla işliyor. Bu yuzden anlatacaklarinin bitmesini bekledim. Neyse ki yaklaşık 3 saatlik süreden sonra genc bir adam geldi yanımıza. Beni basiyla selamlayıp, louis'e gitmek için hazır olup olmadıgını sordu. Anlaşılan Louis'in Hotel chelsea'deki son günüydü. Yeni tanıştığım birini bir daha göremeyeceğim hissi, vaktimi bosa harcadığımı düşündürdü Ben -yeni adımla Tracy - kesinlikle dünyaya hükmeden o büyük ülkenin vatandaşı olmalıyım. Çünkü ancak o milletten biriysem, icime sindirilmis kapital kuvvetler, çevremdeki insanları birer tüketim eşyası gibi görmemi normal kılabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder